Ali Çolak
Hayatımda büyük bir devrim yapmalıyım. Yeryüzü devrimlerinin hiçbirine benzememeli bu.
Dışarı değil, kendi içime doğru bir savaş başlatmalıyım. Ruhumun melek ordularını tutup günahlarımın üstüne sürmeliyim. Kurumuş, bozguna uğramış ve ümidini yitirmiş yanlarımı bir bir diriltmeliyim.
Kimsecikler bilmemeli bende olup biteni. Gözlerim kimseye bir şey söylememeli. Bu savaşın yalnız kendimle; kendi alışkanlıklarım, günahlarım, tembelliklerim ve sevmeyi, kendini aşkın kollarına bırakmayı bir türlü öğrenemeyen kalbimle olduğunu asla unutmamalıyım.
Hayatımda büyük bir devrim yapmalıyım. Asıl olanla sahte olanı çarçabuk ayrıştırmalı ve bütün dakikalarımı büyük gerçeğin emrine vermeliyim. Her şey değeri ölçüsünde yer tutmalı bende. Dengeleri alt üst etmeliyim. Ölümsüz olan gelip baş köşeye kurulmalı. Nefsin ve cismâniyetin egemenliğinden kurtulup kalbin dereceyi hayatına çıkmalıyım.
Önce uzak haberler, uzak acılar sarsmamalı beni. Global bir dünya aldatmacasına kanmamalıyım. Dünyaya önce kalbimin penceresinden bakmalı, önce onun acılarına kulak vermeliyim. Bediüzzaman’ın dediği gibi beni kuşatan iç içe yüzlerce dairenin olduğunu bilmeliyim. Kalb ve vücut dairesi, hâne dairesi, mahalle, köy, şehir, ülke, dünya ve kâinat dairesi… Bakışlarımı dünya ve ülke dairesinde gezdirirken kalbimi unutmamalıyım. Dünyanın renkleri, sevinç ve üzüntüleri; şehrin kalabalıkları ve ışıkları ve süsleri, içimdeki çürükleri görmemi engellememeli benim. Ağlanacak bir yer varsa önce kalbimden başlamalıyım. Sevinmem gerekiyorsa, ilkin kalbimin kıpırdayan ışıklarına sevinmeliyim.
Hayatımda büyük bir devrim yapmalıyım. Günlerimi boş ve önemsiz uğraşlarla tüketmemeliyim. Dakikalarımı ebedî olana ayarlamalı ve her adımımda, ruh ülkemde kurulacak muhteşem şehrin yapısına bir tuğla biriktirmeliyim. Her adımda, ya kendimi ya bir başkasını diriltecek bir eyleme girişmeliyim. Sözlerim, boşa akan ırmaklar gibi yitip gitmemeli. Dudaklarımdan dökülen her cümle, bir yüreğin kandillerini yakmaya yaramalı…
Hayatın şiiriyetini büsbütün yitirdiğinin farkındayım. Günlerimizin tekrar şiirli bir yürüyüşe dönmesi için, işe kendi hayatımdan başlamalıyım. Benim yürüyüşüm şiir gibi olmalı ilkin. Konuşmam, bakışlarım ve insanlara yönelişim yeni söylenmiş şiirlere benzemeli. Hayatımın kuru ve verimsiz bir köşesi kalmamalı. Benim dokunduğum her şey hayat bulmalı, bana uğrayan insanlar dirilerek gitmeli yanımdan. Bakışlarım insanlara yalnız ümit vermeli. Ben, şehrin içinde bir ümit ırmağı gibi dolaşmalıyım.
Hayatımda büyük bir devrim yapmalıyım. Sözde değil, özde bir devrim olmalı bu. Tutup yüzümü göğe çevirmeliyim. İçimde atlar, yağmurlar ve içimde çocuk çığlıkları büyümeli. Saçlarıma kadar mavilere boyanmalıyım. Gözlerimin önünde masmavi bir zafer tâkı kurulmalı… Ve sonra, içimdeki çocuğun, o kara gözlü, ufak tefek, o günahsız çocuğun elinden tutup tâkların altından yürümeli, yürümeliyim…Ali ÇOLAK